Neden ziyaret edilmeli Atina
Atina, Batı medeniyetinin ilk pratik adımını attığı yerdir — şehrin merkezi kayalık çıkıntısı Akropolis’te, insanlık tarihinin en etkili yapılarından biri olan ve mimar Iktinos ile heykeltıraş Pheidias’ın başyapıtı Parthenon (MÖ 447–432) bulunur. Hava şartlarından aşınmış mermer sütunlarından, Lycabettus Dağı’na ve Ege Denizi’ne bakabilir, altında yayılmış modern şehri görebilirsiniz. Ayaklarının dibindeki muhteşem Akropolis Müzesi, orijinal heykelleri, hayatta kalan Parthenon frizi’nin çoğunu (geri kalanlar ne yazık ki halen British Museum’da) sergiler. Dar sokakları ve mavi kepenkleriyle şehir içine sıkışmış Siklad köyü havasındaki Plaka ve Anafiotika mahallelerinde aşağı doğru yürüyün, dinlemeye istekli herkesle tartıştığı Antik Agora’ya gidin; ardından bit pazarının kurulduğu Monastiraki Meydanı’na ve Osmanlı sonrası döneme ait Tzistarakis Camii’ne varın. Modern Atina’nın da güçlü yanları var: Ulusal Arkeoloji Müzesi, dünyanın en zengin koleksiyonlarından biri; Renzo Piano imzalı Stavros Niarchos kültür kompleksi, güney kıyısında yer alır; Koukaki ve Pangrati semtleri ise şehrin en ilginç yemek bölgeleri haline gelmiştir. Ege feribotları Pire limanından adalara kalkar; metro ile ulaşım 30 dakika sürer.