Neden burada yaşamayı seçiyorlar: Meteora
Meteora, Avrupa’daki diğer hiçbir yere benzemeyen dikey bir başka dünya gibidir — 60 milyon yıllık kumtaşı sütunları, bazılarının yüksekliği 400 metreyi aşar, Tesalya ovasından neredeyse kasıtlıymış gibi şekillerde yükselir ve 14. yüzyıl keşişleri, her birinin dünyevi dikkat dağıtıcı unsurlardan mümkün olduğu kadar uzakta bir manastır inşa etmek için mükemmel olduğuna karar vermiştir. Başlangıçta yukarıya çıkmanın tek yolu, el çevirmeli bir ip ağı ya da ziyaretçinin arkasından çekilen merdivenlerdi; bugün, orijinal 24 manastırdan altısı hâlâ aktiftir ve oyulmuş merdivenler ya da kısa yollarla ulaşılabilir. En büyüğü ve en eskisi (1340’larda kurulduğu tahmin edilir) olan Büyük Meteoron (Megalo Meteoro), en etkileyici konuma sahiptir; Varlaam, Roussanou (en fotojenik olan, tek bir kayanın üzerine kuruludur) ve Agios Stefanos (kadınların manastırı, yoldan en kolay ulaşılabilen) diğer ziyaretçilerin en çok uğradığı manastırlardır. İçlerindeki freskolar, özellikle Roussanou ve Büyük Meteoron’daki 16. yüzyıl Girit Okulu eserleri, Yunan Ortodoks dünyasının en güzel örneklerindendir. Konaklamanızı aşağıdaki Kastraki veya Kalambaka köyünde yapın, mekanlar arasında araba kullanın ya da yürüyüş yapın (altısını bir günde ziyaret etmeye çalışmayın) ve gün batımını panoramik Psaropetra seyir noktasından izleyin — bu, güney Avrupa’nın en unutulmaz deneyimlerinden biridir.